video ekleme deneme
Istanbul from Jesper Brodersen on Vimeo.
Tarifsiz Kederler İçinde...
Istanbul from Jesper Brodersen on Vimeo.
Muharrir
BatoR
zaman:
Perşembe, Nisan 08, 2010
0
Lakırdı
Dün günlerden Pazardı, her bir, çoğu kişiler; sevgili, aile, dost bilumum yakın çevreleri ile etrafta fink atarken, ben ofiste oturmuş yazı yazmaya çalışıyorum. Yakında bomba etkisi yapacak, sizi yerinizden hoplatacak yeni bir komünite geliyor. Birçok konuda sizi bilgilendirecek, hatta bilgilendirme ile kalmayıp, öğretmeye kalkacak bir oluşum bu. Her neyse bekleyin ve görün diyorum, an itibarı ile. Heh tabiki bu kadar yaygara yapmamın nedeni, benim de bu oluşumun içinde yer almam.
Her neyse efem, tüm bu coşku eşliğinde, bir yandan yazı yazmakla boğuşurken, diğer yanda aklım ara ara sigarasızlıkla meşgulken; akşam olmuş, karanlık çökmüştü. Bir sıkıntı, bir daraltı sormayın gitsin. Acaba Aydede bir kıyak daha yapar mı diye baktım gökyüzüne. Hani belki bir kez daha izlerim ay tutulmasını diye... Aydede
"Salak mısın?"der gibi küçümseyerek bakıyordu. Neymiş benden beklemezmiş böyle bir hareket.
"Peki dedeciğim kızma"dedim. Onu orada bıraktım öylece. Çoktan bulutlarla koyu bir sohbete dalmıştı bile. Artık öyle bir daraltı gelmişti ki, sigarayı bırakmış olmanın da Halet-i Ruhiyesi ile oyun oynamaya çalıştım olmadı, film izliyeyim dedim, oldu-izledim. Bu arada 1 saat önce yemek yemiş olmama rağmen kurt gibi acıktığımı muhakkak bir şeyler yemem gerektiğini düşündüm. Canım şekerleme, çikolata , abır cubur isterdi. Kızdım kendime
"hayır olmaz"dedim. Sigarayı bırakanların neden kilo aldığına dair okuduklarım aklıma geldi. Meyve sebze tüketmeliydim. Hemen koştum dolaba, 1 adet portakal gördüm.
Hmm pek de leziz imiş meret...diye geçirdim içimden. Sulu sulu, oh içimin yağları eridi vallahi. Eskiden de bu kadar lezzetli mi idi portakal? Acaba sigarayı bırakmış olmanın etkisi ile kendimi mi kandırıyordum ?
(keşke köy yumurtası olsa diye içimden geçirerek); odanın atmosferini değiştiren erimiş tereyağın üstüne boca ettim. Bir tanesinin sarısı dağıldı, diğeri löp gibi kaldı. Bir de altını kıstım mı ? off yemede yanında yat. Cancağızım Metin Akpınar'ın dediği gibi bir de kapak kapatıp üstüne, bööle bir beyaz pare ile kaplattım ki o lop sarının üstünü, oy oy oy...
(hehe onlar da benim gibi isim bulamadıklarından sos deyip kestirip atmışlar); aslında cevizli, baharatlı biber-domates salçalı süper bir kahvaltı paresi. Ki gördüğünüz üzere açlık krizi yaşadığınız durumlarda, açlığınızı bastıran sahanda yumurta, kahvaltı öğelerinin bir numaralı destekçisi.
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Mart 05, 2007
1 Lakırdı
Muharrir
BatoR
zaman:
Cuma, Şubat 16, 2007
4
Lakırdı
Yafta fikret kızılok, nostalji, tahassür
yeni ofisime taşınalı beri ( buraya GE linki gelecek) bir kaç öküzlük gösterisine şahit oldum. Efendim, bunlardan birincisi kısa ve net. Şöyle ki;
Bir bayan şahsiyet, karşıdan karşıya geçerken neden durup da belediyenin canla başla diktiği sazlardan koparır ( resim gelecek) (hani böyle tülü tülü olanlardan, uzun olur hani, boyalısını alıp dekoratif olarak kullanır annelerimiz) Bu bayan, karşıya geçerken orta refüjde durup bir güzel 3 adet ( tülü olanlardan) kopardı. Hayır bir de böyle zorlanarak falan. O an bir arabanın ona çarpmasını içimden geçirirken buldum kendimi. Abarttığıma kanaat getirip sesli sesli söylendim. Ofistekilerin de dikkati nazarına ilişti doğal olarak. Onlar da bana katıldı. Koro halinde söylendik...
Bir şey yaptık mı ?
- Hayır !
2.Öküzlük tespitim daha düzenli. Eşofmanlı olarak genelde akşamüstü saatlerinde, bir öküz vatandaşımız, (nedir bu orta refüjdeki bitkilerin bizden çektiği) eşofmanları ile birlikte çimlerin üstünde koşuyor efendim. Bilmeyenler için; olayın, şirin bir güney sahil kentinde vuk-u bulduğunu belirtmem gerekiyor.
Bu zat-ı muhterem, mis gibi plaj civarında, yeşillikler içinde ya da trafikten nasibini almamış bir arka sokakta neden koşmuyor acaba diye defalarca kendime sordum ama aklı selim bir yanıt bulamadım. Kaldırımda koşsa gene iyi, durumuna acıyıp, kıçımla gülüp geçeceğim. Ama onca müsait alan varken, kendini insan sanan bu öküz, neden yol boyunca sadece çimlerin üstünde koşuyor anlayabilmiş değilim. Hayır zaten kurak geçmiş kış, bu mevsimde bile sararıp solmuş, hayata tutunma çabası içinde yaşam savaşı veren caanım çimlerden ne istiyorsun bre gafil ? 3. görüşümde elim telefona gitti, gitti geri geldi. Hayır belediyeyi arıycam ama acaba kaale alacaklar mı ? Aptal durumuna düşecek miyim ? Bu gibi sorular aklımı kurcalarken en iyisi paylaşayım istedim. Şu an itibarı ile kendimden başka (halka açık değil blogum henüz) ziyaretçi olmadığı için blogumu bu yazı ile halk-a arz etmek istedim. Evet efendim sizlere soruyorum, bu zat-ı muhteremi şikayet mi edeyim; yoksa sadece burada video ile mi ifşa edeyim ?
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Şubat 05, 2007
Yafta öküzlük

Reklamın iyisi kötüsü olur demiştik değil mi ? Peki bir reklamın etik olması ne derece önemli sizce ?
Geç saatte tv'de Cola Turka'nın reklamına rastladım. reklam akışı içerisinde rahmetli ( nur içinde yatsın) Adile Naşit hababam sınıfı'ndaki bir sahnesi ile (elinde zil ile merdivenlerden koıştuğu sahne) görülmekte.
Değerli Münir Özkul'da öyle. Gerçi kendisi hayatta, lakin izin alınmış mıdır acaba?
Ama özellikle üzerinde durmak istediğim nokta sevgili Adile Naşit'in (her ne kadar filmden bir sahne olsa da) kullanılmasının bence etik olmadığıdır. Rahmetli bir sanatçıyı reklamlarda kullanırken dikkat etmek gerekir. Hatta vermeye çalıştığınız o "halka malolma" imajınızı bir anda kendi ellerinizle yokedebilirsiniz. Hele ki o kişi hepimizin Adile Teyzesi ise...
"Kuzucuklarım" diye seslenişi hala kulaklarımda. Nur içinde yat.
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Kasım 27, 2006
0
Lakırdı
Yafta adile naşit, Cola Turca, reklam

Ne zamandır css ile bir bildiri gelmiyor.(siz kendinizi bilirsiniz canlar) İşte tam da bu sırada güzel anlatımlı bir kaynak buldum dostlar.
Sevgili @cryptique'nin buradadaki "aptallar için php" (estağfurullah; ki o aptallardan biri de benim sevgili @cryptique) benzetmesine yakın bir anlatımla (espri, nükte, vs...) css'nin ne olduğunu, css ile neleeeer yapılabilceğini, bir çok kaynak da vererek anlatmışlar.
Örnek mi buyrun ;
Eric Meyer on CSS: Mastering the Language of Web Design
Listeleri evcilleştirmek
Css : neşesiz olanlar için bir rehber
New york halk kütüphanesi stil rehberi
...
Ah ah ah kendimi o kadar kaptırmışım ki, bu leziz kaynağın linkini vermeyi atladığımı sanmış olabilirsiniz. Hayır sevgili dostlar, hayır; işte şurası :
Aptal Tablolar
Afiyet olsun!
Not:Sevgili @cryptique, umarım php ile ilgili bildirin kadar, bu da lezizdir, umarım bunu da
css ci amca
Muharrir
BatoR
zaman:
Cumartesi, Kasım 25, 2006
0
Lakırdı
Muharrir
BatoR
zaman:
Cuma, Ekim 06, 2006
0
Lakırdı
Yafta pilli
Merhaba dostlar;
daha önce de haberini hafif'te verdiğim;
gönüllü çevirmenler topluluğu adına sizlerden bir yardım isteğim olacak.
Hal-ı hazırda bitirmiş olduğumuz laptop ve devam etmekte olan tr.opensuse.org (bitmek üzere, az kaldı) benzeri çevrilmesini isteyebileceğiniz ya da öneride bulunacağınız bağlantılar var mı ?
Yalnız öneride bulunurken;
* türkçe çeviriye ihtiyacı olan,
* içerik bakımından; sosyal, yardımlaşmaya yönelik kurum ya da dernekler,
* açık kaynağa yönelik yazılım, web sitesi vb...
* ve sonuç itibari ile Türk halkına faydası olacak,
önerilerinizi bekliyorum(z).
Teşekkürler...
not: Amacımızı gözönünde bulundurarak, bildirgeç ahalisini Gönüllü çevirmenler Topluluğuna davet etmekte umarım bir sakınca yoktur. Kendine; yabancı dil, dilbilgisi, yazılım, linux konularında güvenen arkadaşları beliyoruz.
Muharrir
BatoR
zaman:
Çarşamba, Eylül 20, 2006
0
Lakırdı
Yafta çevirmenlik, gönüllü çevirmen
hani; hafif.org, bildirgec.org, zamazing.org'un başlık hizalarında çıkan reklamlar var ya. Bir süredir onlara takmış durumdayım.
Orada rastladığım anafikir ve Pazarlama blogları karnavalı'nı paylaşmak istedim sizlerle.
Pazarlama trendleri ve yeni iş fikirleri başılığı altında detayları görebilirsiniz. Ana temaya kısaca değinecek olursak;
a) Karnavala her hafta bir blog ev sahipliği yapıyor.
b) Karnavala katılacak yazılar, pazarlama ile ilgili olmak durumunda.
c) Yazı içeriği okuru yormayan, aydınlatıcı bilgiler içermeli.
.
..
...
diye devam ediyor.
Blog ve türevlerinin geldiği nokta ile ilgili bir bağlantıya daha rastladım gezelerken.
Marketin post'da söylediğine göre; Spiderman 3'ün bile blog'u varmış. Öyle böyle değil, official yani. Hatta oradan Supermen Returns'un bile bir blog'u olduğunu öğrendim.
Son olarak karnaval'a bir de buradan bakmanızı salık veririm. Çok hoş bir çalışma bence...
Tüm bunların nezdinde, blog ve türevi yapıların internet aleminde hakettiği yere gelmeye başladığı kanısındayım. Yapı itibarı ile sade, açık bir temel üzerine kurulu blog ve türevi siteler istenildiğinde de, okuyucuyu boğmayan ama kullanımı ve yararı da bir o kadar kolay ince detaya da sahip oluyorlar. Bu gibi nedenler ile de, yukarıda görüldüğü üzere, vizyona çıkacak filmlere bile evsahipliği yapar hale geliyorlar.
Muharrir
BatoR
zaman:
Perşembe, Eylül 14, 2006
0
Lakırdı
Yafta blog
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...
Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!
Muharrir
BatoR
zaman:
Cumartesi, Eylül 02, 2006
Yafta pilli
Koş vatandaş koooş... Turbo Delphi, Turbo C++, Turbo Delphi ( .NET), Turbo C# bedava, (valla bak)
Naçizane ben anlamıyorum bu işlerden ama şu sitedeki arkadaşlar, yukarıda saydıklarımı (an itibari ile...) 7 gün 20 saat 18 dk sonra bedava dağıtacaklarını söylüyorlar.
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Ağustos 28, 2006
Yafta turbo
Hoh hoyt ! Google'dan bir güzellik daha sevgili dostlar. Google Webmaster Central
Hmm diyoruz nedir, ne gibi hizmetler sunuyor (yine...) bize Google ?
1. Site status Wizard
2. Webmaster tools (including Sitemaps)
3. Submit your content to Google
4. Google's blog for webmasters
5. Google's discussion group for webmasters
6. Webmater help Center
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Ağustos 28, 2006
0
Lakırdı
Yafta google
Önce pozitifpc'de rastladım. Mountblade Türk yapımı oyunmuş. Bu aralar sık duyar olduk türk yapımı oyunları değil mi ? (inşallah arkası kesilmez...)
Mesela bir de Hükümran senfoni var. Ama 2008'de çıkacak.
Kabusta kaybolmak 2'i hiç duymamıştım. İşin garibi Mountblade'i de...
Kabusta kaybolmak'ın yapımcısı Ahmet Keleş Nam-ı değer Coolblue-Gord10. Hmm Deviantart'da bile gözümden kaçmış. Oyunun demosunu burdan indiriyoruz. Ayrıca Lost in the Nightmare'in devamı imiş.
Mountblade'e gelince; oyun hakkında Türkçe kaynağa buradan ulaşabiliyoruz. Site ise tamamen ingilizce ve oyunun türkçe versiyonu da yakında çıkacakmış.
Son olarak, sitede diğer dillerdeki forumlar dikkatimi çekti :
Fince, rusça, iskandinav
Sanki duyrulması için bir çaba sarfedilmiyormuş gibi bir hava sezinledim. Halbuki "hükümran Senfoni" merakla bekleniyor ve iyi bir pazarlama stratejileri var. (demo tarihinin belirlenmesi, duyrulması vs...)
Bu tarz çalışmaların sahiplerince duyrulmasından ziyade, bizlere de görev düştüğünü düşünüyorum. Yanılıyormuyum sizce ?
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Ağustos 21, 2006
0
Lakırdı
Yafta oyun
Efendim, benim sorum sevgili bildirgeç ailesine ve üst yönetime.
Sayın arkadaşlar değerli yöneticiler; bildirgeç' e bir yazımızı gönderdiğimizde ve yayımlandığında aynı yazıyı hafif'te de yazmak, bildirmek ne derece doğrudur ya da etiktir ?
Ya da bir başka arkadaşımızın yazısını beğenip, alıp bildirgeçten hafife, ya da tam tersi yazıları aktamak doğru mudur ?
Ya da böyle bir durum olsa altın makastan geçer mi ?
Bu soruma zamazing'i de katmak ne derece doğrudur ? Doğru ise yorumlarınızı zamazing'i de katarak yapınız.
Son olarak, site ziyaretçilerinin, "bu konu aslında zamazing'e göre" ya da "hafif'e göre" yorumlarını ne derece doğru buluyorsunuz ? Doğru bulursanız, uygulama şansınız nedir ? (sanırım uygulanmıyor!)
Peki böyle bir öneri ile gelinse, cevabınız ne olur ?
Sitenin yapısı ile ilgili herhangi bir genişleme planı var mıdır ? (soru-cevap, mim, günlük gibi ayrı bir bildiri grup başlığı mesela...)
Buna sadece kendiniz mi karar verirsiniz yoksa site ziyaretçilerinin de fikrini almayı düşünür müsünüz ?
teşekkürler...
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazartesi, Ağustos 21, 2006
Yafta pilli
Burada hafifde de yayımlandıktan sonra (gönüllü çevirmenler), dilimize sahip çıkalım diyenler artmaya başladı, farkında mısınız bilmem? Ama çeviri yolu ile, ama günlük kullanılan dil ile ya da msn, gtalk vb... programlar ile konuşma dilimize dikkat etmemiz gerektiğini söylüyorlar.
Şurada ve burada Hürriyet İK'da da her hafta bir ünlünün dilinden utanmayarak "dil çıkarması ile" dikkatimizi çekmeye çalışıyorlar.
Ayrıca bu gibi sitelerde de türkçemize sahip çıkmamızın gerekliliği anlatılıyor. Gerçekten de bir dil yozlaşmasının içinde olduğumuza sizler de katılıyor musunuz?
Muharrir
BatoR
zaman:
Pazar, Ağustos 06, 2006
0
Lakırdı
Yafta pilli
Arkadaşlar, işte şurada küresel savunma felan die bi site var.
Global security'miş peeehhh !
Küresel güvenlik !!! Harbiden peh ki peeeh.
Şuna;
Küresel birbirini yeme,
Küresel parçam pimçik etme,
Küresel beşikteki bebeyi yoketme,
Küresel öksüz bırakma
vs...
yazsalarmış daha manidar olacakmış...
Muharrir
BatoR
zaman:
Salı, Ağustos 01, 2006
0
Lakırdı
Yafta evrensel
İşte burada arkadaş 1 yıl içinde kırmızı bir ataç ile, 1 yıl sonunda 1 eve kavuştu. Daha neler göreceğiz bakalım net aleminde. Aslında bu kadar hayıflanacağıma kendi projemi sonuçlandırsam, her ne kadar sonuç itibari ile evim olmayacaksa da, kafamı taşlara vurmayacağım en azından. Her neyse...
Gerekli yourumum da burada
Şöyle demişim :
İnsanın inzivaya çekilip, "Ne yapsam ne etsem de web üzerinden paranın gözünden vursam?" die düşünesi gelior !!!
Sevgi&Saygı
Muharrir
BatoR
zaman:
Salı, Ağustos 01, 2006
0
Lakırdı
Yafta ataç